Şu güzelim yeni yılın ilk günlerinde, şikayetle söze başlamış olmayayım ama, yıl başından beri, her nedense sağlık sorunları ile boğuşmaktan yoruldum inanın…
Geçen ağustostan ayından beri böbrek rahatsızlığı teşhisiyle bir dolu tetkik ve tedavi neticesi bol bol antibiyotik kürüne maruz kaldım günlerdir..
Ne kadar kaçsam da yıllardan beri neler çektim şu mikropların elinden..
Ne yapar eder, en belalı bakterileri bulur, onlarla ha babam haşır neşir olurum ..
Bu sefer düşman bakterilere tam bu işin uzmanı bir müttefikle birlikte el ele vererek
karşı koyduk can siperhane..!!
Zaten kendisi İntaniye uzmanı olan kardeş gibi sevdiğim, genç kibar ve centilmen doktorum "Kaya Süer" le birlikte..
Sevgili Kaya ile hukukumuz, babalarımızın gençliğine kadar gider..
1966 yılında Antalya'mızda "S S K Hastanesi ‘nin (şimdi ki Atatürk Devlet Hastanesi) temellerini atan ilk doktorlardandı kendileri..
El ele vermişler, memleketlerine hizmet getirmek için kader birliği yapmışlar, o yılların büyük ve modern hastanesini hemşerilerinin hizmetine açmışlardı..
İşte o iki Orhan; Dr. Süer ve Dr. Kural..!!
Işık içinde yatsınlar,gönül rahatlığı içinde, ruhları şad olsun, akılları hiç arkada kalmasın…
Neden mi.??
Orhan ağabeyin küçük oğlu Kaya'yı ve servisini (İntaniye) görünce bir kez daha gururlandım, koltuklarım kabardı duygulandım, eskileri güzelliklerle, iftaharla andım; sanırım akılları arkada kalmamıştır..
Hastanelerin en önemli servislerinden biridir İntaniye servisi…
Her türlü mikrop, bakteri,virüs ve mantarların en yoğun olduğu, enfeksiyon riskinin en fazla olduğu ortamlardır bu servisler..
Ama gelin görün ki, nasıl bir düzen ve dekorla bir ev sıcaklığında düzenlenmiş, temiz ve dikkatli kadrosuyla sessiz sakin huzurlu bir ortamda çalışmaktalar tıkır tıkır…
Her yer pırıl pırıl,bal dök yala..!!!
Kutlarım doğrusu…
Esas anlatmak istediğim konu başkaydı bu gün sizlere, ama Süer'lerden bahsedince Kaya'yı hemen geçemedim tabii, bana çok emeği var bu rahatsızlığımda kendisine ve ekibine çok teşekkür ederim…
DÜNYANIN EN GÜZEL SESİ; ANTALYA'DAN ŞAKIDI…!!!

Süer kardeşlerin büyüğü idi bu hafta konumuz… Hilmi.!!
Evet, Hilmi Süer..
Avrupa da bir dünya birinciliği kazandı Hilmi, geçen hafta…!!!
Yoo ..!! yok öğle, hemen aklınıza gelen şarkı, ses, dans yarışması filan
değil konumuz.. .
Hilmi nin küçük yaşlarından beri süre gelen merakı,hobisi idi kanarya,bülbül,saka kuşu
beslemek…
Bu kuşların ötüşüne hayran olurdu çocukluğundan beri, kanaryalar öterken kendinden geçerdi..
Kuş yetiştirmek, onların dilini anlayabilmek için uğruna onca kitaplar devirmiş, okumuş, yazmış dünya ile entegre olmuş, uluslar arası bir iletişimle dünya şampiyonalarına katılmış, dereceler almış bir mimardır kendisi…
En son geçtiğimiz hafta Portekiz'e gitti ve en güzel öten kanaryaların "Lancashire" dalında dünya birinciliğini Antalya' ya getirdi..
Sadece birincilik mi.?
Hayır, iki altın iki de gümüş madalya aldı Hilmi…
Daha evvel, 2005-2006 yılında dünya üçüncüsü, 2007-2008 yıllarında, kuş gribi nedeniyle Almanya da yapılan müsabakalara (AB üyesi olmadığımız için )yarışlara katılamadı, ama bu sene Portekiz'de muradına erdi Hilmi Süer…
2010 yılının 15-19 ocak tarihleri arasında Portekiz' in Porto şehrinde yapılan ve yarışan 19.359 kuş arasından birinci geldi mimar Süer..
Türkiye' den 133 kuşun katıldığı müsabakadan "2 altın- 2gümüş" madalya ile yurda döndü…
Yine Antalya dan Av.Aziz Çetin,"Gloster" dalında dünya üçüncüsü,Oğuz Özkaya ise "lancashire" cinsi ile dünya ikincisi oldular..
İşte Antalya' mız dan çıkan şampiyonlar bunlar…
Bir hobi ,isterse eğer nerelere götürüyor insanı, bir merakın peşinden koşarken sınırlar bile yetersiz kalıyor; çıkmak istiyor insan, açılmak ülkelere, denizlere,okyanuslara..!!
İstemenin sonu yok,manevi haz her şeyin üstesinden geliyor,ne para ne pul,ne şöhret.!!
Yurt içindeki yarışmalarda zaten bir dolu ödülü olan Süer böylece, azmi sayesinde dünya şampiyonluğunu da Türkiye' ye dolayısıyla Antalya ya getirmiş oluyor…
Gittim, gördüm, çalışmalarını hayretle izledim..
Üretmek, melez kuşlar yetiştirmek değişik renkler,ötüşler yaratmak ne kadar güzel..
Seneye Fransa da buluşalım ağabey diyor ve kuş cıvıltıları içinde beni uğurluyor..
Ne güzel bir şey insanın hobisinin kendisini dünya şampiyonu yapması..
Bu ne istek,ne azimdir.kutluyorum seni Hilmi Süer, ayrıca Antalya'mın adını Avrupa da 20.000 kişiye ezberlettiğin için sana teşekkür ediyorum kardeşim,
hoşça kal…