
Antalya çok güzel, Kaleiçi çok güzel, hele hele Yat Limanı denilen yer hepsinden de güzel ama burayı gezmesi görmesi hiç de kolay olmuyor?
Saat Kulesi'nden buraya gelinmesi, ya da Mermerli'den inilmesi çok zor geliyor insanlara.
Yaşlısı, sakatı, hamilesi, çocuklusu var burayı görmek isteyen insanların.
Hadi indiler buraya, gezdikten sonra bir de çıkması var o uzun mu uzun yokuşu, değil mi?
Zaten bu yüzden; yerli ve yabancı turist ziyaretçileri Yat Limanı'nı gezmeye pek yanaşmıyorlar.
Onlar gelmeyince; ekmeğini yatçılıktan kazanan kaptanların de keyifleri kaçıyor. Yatlarının içinde boş boş oturuyorlar.
Ya da oradan geçen birisini görseler "müşteri" gözüyle bakıp hemen hanutçular gibi üzerine üşüşüyorlar. Çünkü işleri kesat.
Ama orada çok ziyaretçi olsa, müşteriler kendileri kuyruğa girecekler ki "Şelale gezisine bizi de götürsün" diye.
Civardaki lokantalar ve balıkçıların da işleri daha güzel olacak.
...
Limandaki balıkçı kaptanlarının da önerileriyle; Yat Limanına daha çok insan girebilmesi için; bir kaç tane "asansör" yapma projelerine Büyük Şehir Belediye Başkanı da sıcak baktı ve bu projeyi onayladı.
Nereye, nasıl yapılacak, ne zaman başlanılacak bu konularda daha bir bilgimiz yok?
Öğrenirsek hemen sizlerle paylaşmak isterim.
...
Ayrıca; liman yollarının ve ormana dönen arka taraflarında ele alınmasını bizler de bekliyoruz.
::: :::
"ÜÇKAPILAR'A DİKKAT"

"Duman nereden çıkarsa ‘yangın' oradadır"
Sözü bana ait bir söz olarak lütfen not alınız...
Bendeniz Üçkapılar semtine çok yakın olduğumdan ve bu tarihi mekanı sevdiğimden dolayı; gözüm kulağım hep oradadır.
O kale burçlarının güzelliği, Üçkapılar denilen tarihi mekanın "ilk" durumu gibi olmasa bile "son" restoresinden sonraki haliyle bile ilginçliği ve güzelliğine diyecek yok doğrusu.
Hele taşlar üzerindeki çiçek desenleri ve kabartmalardaki estetik gelen ve giden turistlerin de dikkatini çekmektedir.
Şehir merkezinde böyle bir yeri her gün görmek, gezmek bence büyük bir şans.
İlk Antalya şehrine giriş kapısı olarak yapılan bu güzel kapının yarısı; ileriki tarihlerde yarısına kadar doldurulmuş ve insanlar Kaleiçi'ne buradan girip çıkmışlar.
Sütunlar götürülmüş.
Sütun başları, Kaleiçi'ndeki bazı konakların direklerinin altına "süs" olarak kullanılmıştır.
Biraz "dikkatli gözler" bu sütun başlarının nerede olduğunu göreceklerdir!!!
O kadar tahribata rağmen, genel görüşünden hiç bir şey kaybetmeden bugünlere kadar gelmiştir.
Taa ki içine (!) cam köprü yapılıncaya kadar hep "ilgi" noktası olmuştur.
Bazı serseri kişiler yeni sütunlara kazıyarak isimlerini yazsalar da, içi çer çöp dolsa da; manzarası çok güzeldir Üçkapılar'ın.
...
Duman:
Benim defalarca burası hakkında yazdıklarımdır.
Yangın:
Çıkmadı ama çıkacak???
Nasıl?
...
Cumartesi günü tüm sütün ayaklarına tekrar baktım ve gördüm ki; hepsinde kırılmalar ve çatlamalar var???
...
Bu ne demektir; eğer "acil" müdahale yapılmaz ise burası yakında çökecek ve bir "taş ocağı"na dönecektir!
Sayın Antalya Müzesi Müdürü'nü ve Büyük Şehir Belediyesi yetkililerini bu yazıyı okur-okumaz gereken incelemeler ve müdahaleleri yapmak üzere "Üçkapılar"a gelmelerini önemle rica ediyorum.
"Ben bu yazıyı okumadım, görmedim gibi bahane istemiyorum."
Buraya gelmişken; Üçkapılar'ın tam ortasındaki geçidin yan duvarına bir bakın.
Burada yuvarlak bir kırık taş göreceksiniz.
Bu yan duvara ustalıkla işlenmiş muhtemelen bir "arslan" başı idi.
Bu taşın orijinali acaba Antalya müzesinde midir?
O zaman ki kazı fotoğraflarında bu taşın orijinali var mıdır, bilmiyoruz.
Ama öğrenmek isteriz.
...
Ve sadece bu taşlara değil, gelmişken lütfen sağınıza solunuza şöyle bir bakın. Dijital foto makinanızı da yanınız alın ve benim "yalanlarımın fotoğrafını" çekiniz!
...
Bilmiyorum bu dediklerimi gerçekten yapabilecek misiniz?
Yoksa;
Vakıfların Yivli Minare inşaatı gibi, "ihale-restore" adıyla aylarca, yıllarca turizmden uzak mı tutacaksınız.
Yahut bir restore ustası bulup; olayı "pratik" bir şekilde "bir günde" mi çözeceksiniz?
Siz bilirsiniz?
Biz size güveniyoruz.
Bir de "hayrınıza" Üçkapılar girişindeki şu "çalı çırpı" çöplüğünü lütfen ortadan kaldırınız.
Ve parkın içindeki adi-basit sokak çeşmesine bile benzemeyen çeşmenin daha güzelini yaptırınız.
Şöyle çevreye uygun olsun.
Siz yapın ve altına da imzanızı atarak övünün: hakkınızdır.
:::: ::::
VS...VS... notlar:
Niye vs. Vs. Dedim biliyor musunuz?
Kandiller Sokak'taki sokak lambaları iki aydır hâlâ yanmıyor???
İnat ettiler, ilgilenmeyeceğiz diye. Ben de onlara inat hep hatırlatıyorum. Çünkü o sokağı benim sanıyorlar cahil kafalar. Vatandaş ağzımıza bakıyor, istersek yaparız, istersek yapmayız diye hava atıyorlar???
Burası benim sokağım değil, Antalyalının ve onun seçtiği Belediyenin Başkanının sokağı...
İster yapın ister yapmayın.
O vazife size ait.
Çalışkan ve duyarlı olsaydınız bu yanmayan lambalarını çoktan yakardınız.
Turistik Kaleiçi'ni karanlıkta bırakıyorsunuz.
Ayıp.
KeÅŸke ÅŸu elektrik iÅŸini de ASAT'a verseler ne iyi olur.
ALO ASAT – su arıza deyince adamlar uçarak geliyorlar.
Bizim elektrikçileri de ara da bulasın???
...
Benim sokağın adı: KANDİLLER SOKAK
Demek ki kaderinde hep "kandil" yakıp oturmak varmış???
DoÄŸru mu?
::: ::: :::