Antalya denilince ilk aklıma gelen ilk şey “Portakal”dır..
Kendimi bildim bileli; hep portakal bahçelerinin güzelliğinden,portakal çiçeğinin kokusundan,limon ve mandalin ağaçlarının çokluğundan ve kalitesinden konuşulurdu..
Elli li yıllarda,ailecek görüştüğümüz yakın dostlarımızın evleri kente hayli uzak olan “Narenciye Bahçesi nin” içerisindeydi…
Çocukluğumun Antalya’sında, Pazar günleri ailecek faytona biner, Bahçelievlerden “Narenciye” ye kadar seyahat ederdik..
Hele şehir kulübünden sonrası bildiğiniz şehirler arası yoldu..
Daracık toprak yolda sallana sallana ilerleyen faytondan masmavi körfezi seyrederdiniz,gün batımında Bey Dağları nı..
Ya şelaleler.!
Adım başı bir hendek,bir daracık tahta köprü,ve çavlanlarla denizde son bulan büyüklü küçüklü çaylar dereler..
Bir kargılık ormanında ilerlerdi fayton,atlar kaybolurdu kamışların arasında..
Hakikaten çok güzel kokardı buraları.Mis gibi narenciye kokardı,hele çiçek zamanı..
Zaten Şehir Kulübünden sonrası artık bahçe arası diye bilinirdi..
Yemyeşil boylu boyunca uzanan portakal,mandalin,limon ağaçları..
İşte bizim ruhumuza işleyen,bilinç altına yerleşmiş olan portakal çiçeği kokusu,yaseminle birleşince dayanılmaz bir hal alır..
(Dedemin Yenikapıda’ki taş evinin bahçesindeki gibi)..
O yıllarda bütün Antalya portakal kokardı..
Evlerin bahçeleri,cadde boyları,park ve mesire yerleri hep ama hep ağaçtı ve çok güzel çiçeklerle donatılmıştı..
Seneler geçti,büyüdük serpildik genç olduk..
Kalbimiz bir başka çarpmaya,sevgi dolu yüreğimiz sevdayı da tanımaya başladı..
Antalya’nın sahilleri,dağları,bütünüyle doğası ve solukladığımız havası,yeterince melankolik ruhumuzu giderek daha da romantikleştiriyor du..
Unutulmayan yaz tatilleri,sahil arkadaşlıkları,Güneş’in sıcaklığını tüm bedenimizde hissettiğimiz günler..
Denizin tuzuyla tamtakır kuruyan vücutlar, güzel ve dolgun dudaklar…
Şarkılardan dilek tutulan,kahvelerden fala bakılan,sevgiye aç sevgiliye muhtaç yıllar..
O günler, her genç gibi bana bu satırları karalatmış..
Yalnız bir farkla, ben sevgilinin kokusunu memleket kokusuna benzetmiş, saçlarını Meltem Rüzgarı nda taratmışım..
Anlayacağınız bendeniz sevdiğimi, sevdalıma benzetmişim; herkesin yaptığının tam tersine…
Esen kalın..
YOSUN GÖZLÜM..
Portakal çiçeği gibisin,
Bahar akşamları hatırlanan.
Ruhumda hissettiğim kokun,
Yaz akşamları meltemle taranan saçların,
Akdeniz’in tuzuyla çatlayan dudakların,
O günleri hatırlarım hep bahar akşamları.
Mis gibi portakal çiçekleri kokarken ,
Sonra dalar giderim uzaklara, gözlerin ve yanık tenin gelir aklıma,
Seni düşünür, hafiften gülümserim…