10.03.2010 |
Antalya’nın her geçen gün daralan yolları, kapasitesi yetmeyen geçiş güzergâhları ve kendini taşıyamayan trafik alanları yeni çözümler beklerken mevcut durum kendi içindeki aymazlıkları da büyütüyor, doğal olarak bu durum araç sürücülerinin ve Antalya’da direksiyon sallayan insanların gerginliğine neden oluyor. Trafik güzergâhının belli hatlara yığıldığı, sinyalizasyon bekleyişleriyle vatandaşın canından bezdirildiği bu durum gerçekten dünya kenti Antalya’ya yakışmamaya başladı. Geçiş rahatlığı sağlayan önemli noktaların kapatılıp gezi yolu ve eğlence alanlarına dönüştürülmesiyle ve her geçen gün büyüyen araç sayısının da çığ gibi artmasıyla hâlihazır yollar kendi içinde sıkıştı, üç ve dört şeritlere çıkarılmasına karşın bu yollar sürücülere ve doğal olarak araçlara yetmemeye başladı. Sürekli yazdım ve bu gidişle de hep yazmaya devam edeceğim bu kentin yolları trafiğini taşımıyor. Yine bu kentin ileri gelen yetkilileri sabah ve akşam saatlerinde yolculuk etmediklerinden, mesai saatlerinden sonra bu kentin trafiğine karışmadıklarından görmemişlerdir diyorum. Ve iddia ediyorum ki bu trafiğin içinde saatlerce kalsalar araçlarından inerek yürürler ve gidecekleri yere bu şekilde giderlerdi. Sabah 7.00 ve 8.00 sularında, akşam da 5.30-6.30 dolaylarında, hatta 7.00’a kadar dolaşın Antalya’nın önemli noktalarını. Bunu aracınızla yapamazsınız, ancak bir program yaparak her gün bir kavşağa, bir ana caddeye konuşlanın ve izleyin Antalya’mın içler acısı halini. 3 araç geçince yanan ışıklar, boş alan bulur bulmaz bir diğerinin çizgisini ihlal eden sürücüler, evine, işine, okuluna yetişmek zorunda kalan insanların birbirlerine karşı büyüyen saygısızlıkları, ufak tefek kazalar sonrası yapılan kavgalar, anlayışsız bir toplum haline dönüşmemizin içler acısı resmini izlerken çok şeylerin yanıtını kendi içinizde vereceğinize eminim. Durum aynen böyle. Bundan sonrasını izlemek için elinizi taşın altına sokmanız gerekecek ve o taşın altından çıkacak sürprizler karşısında şaşırmamanızı bekleyeceğiz. Bu kentin trafiği felç geçiriyor, kimsenin kimseye saygısı yok, artık ulaşım tehlikeli bir hale dönüşüyor ve sizler bu duruma ne kadar izleyici kalacaksınız soruyorum. Vakit geçmeden, her şey için artık çok geç olmadan yeni alternatiflerle, yeni güzergâhlarla bu kentin trafiği rahatlatılsın. Geçiş ağırlığı olan yolların belli saatlerde yükünü azaltmak için çözümler bulunmalı, geçişlerde kavşaklarda olağanüstü hal ilan edilmeli, üst üste yığılan araçların profili mutlaka ve mutlaka gülen duruma getirilmeli. Neler yapılması gerekiyorsa, bu konuda kim yetkiliyse göreve çağırıyorum Antalya ve Antalya’lım adına. ÜNİVERSİTE OTOPARKINA ÇEKİ DÜZEN VERİLMELİ Akdeniz Üniversitesi yerleşkesindeki mevcut araç otoparkı son günlerde S.O.S vermeye başladı. Hasta yakınlarının ve oraya ziyarete gidenlerin oluşturduğu yığılmalar ve buradaki savruk araç parkı ve yetkililerin vurdumduymazlığı sonrasında vatandaşlar araçlarını park edecek alan bulmakta sıkıntı yaşıyorlar. Acil park etmek zorunda kalan sürücülerin otopark alanlarını yeniden düzenleyerek, araç dizilimlerinin yerli yerinde yapılarak giriş ve çıkışlarda daha dikkatli ve titiz bir uygulamayla bu sorun çözülebilir düşüncesindeyim. Buradaki sıkıntıyı bize ulaşarak şikâyet eden gazetemiz okuyucularına da buradan teşekkür ediyor, yetkililerin bu konudaki çalışmalarını acilen sonuçlandırmalarını bekliyorum. EKMEKTEKİ ŞİKAYETLERE KULAK VERİN Son günlerde Antalya’daki ekmek fırınlarından yoğun şikâyetler almaya başladık. Farklı şekillerde bize ulaşan bu şikayetlerin en önemlisi ekmekteki kalite. Kalite’nin düştüğüne ve ekmek gramajının birbirini tutmadığı yönündeki şikâyetlerin en önemlisi ekmeklerde çıkan ip, kıl ve naylonvari tehditler. Bu durumun hiç hoş olmadığını ve ekmekteki hijyenliğin ön planda tutulmasını isteyen vatandaşlara yetkililerin dikkatini çektiğimizi söylüyorum. Antalya Saat Kulesi’nin altında yıllar önce üretilen Kuledibi Ekmek Fırını’nın o kaliteli ve mis gibi ekmeği geldi aklıma. İnsanlar işini yıllar önce daha dikkatli ve aşkla yapıyorlardı. Çağ atlamış Türkiye’me ve turizm kenti Antalya’ma yakışmayan şikâyetleri dile getirdiğim için ayrıca üzüntü duyuyorum. Sevgi, sağlık ve mutlulukla.
|