10.03.2010 |
Geçtiğimiz hafta Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yılın Gazetecileri’ni açıkladı. Seçene de seçilene de hayırlı olsun. Ardından bir e mail aldık. “Sitemiz, Antalya Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın en başarılı sitesi seçilmiştir.” “Yılın patlıcan Güzeli” seçilip nasibine patlıcandan başka bişey çıkmayan çıtırlar geldi aklımıza. Hadi masum olalım. “Bizi de aynı cemiyet 20 küsur kere “Yılın Gazetecisi” seçti çeşitli branşlarda. Hem de bir yılda 2, 3 hatta 4 ödül birden verdiler. Aha bugün durum ortada… Yanlış anlaşılmasın, “ödül alamadık” demiyoruz. Zaten bundan böyle yarışmaları gençlere bırakıyoruz. Aldığınız ödül değil, yarışmanın şartname kalitesidir önemli olan. Ama bizi aşar, seçilerek göreve gelen insanlara güvenmek boynumuzun borcu. Artık Kepezliyiz…. Taşındık.. Buradan bi çağrı yapalım. Cevat Alp’in ilgi alanına giriyor belki ama neyse. Yeni Mahalle’de Alanyalılar Camii var. Batı tarafında da Yeni Mahalle İlköğretim Okulu. Bu yerleşkelere paralel giden Cadde var. Asfaltı ayrı dert ama asıl sorun iki tarafında da kaldırım yok. Mazı Dağı’ndaki çift taraflı sokak kaldırımlarını görünce üzülüyor insan. Kepez mi okur, Büyükşehir mi bilemeyiz. Geriye gidiyoruz. Sadece ders çıkarmak için. 1998 yılı sonlarıydı. Bölgeyi kasıp kavuran Akdeniz Atılım’a bi adam işbaşı yaptı. Bu kadroda ne işi olduğunu anlayamadık o zaman. Sadece o kişi tarafından taciz edilen, horlanan, suçlanan 3 arkadaşımız kısa sürede iş bırakmıştı. İşverene sormuştuk, “Bu adamı milleti kovsun diye mi aldınız” diye. İnsanların böyle işten ayrılması nahoştu. Aradan 11 yıl geçti. Geldiğimiz nokta. Birileri yaldızı parlayan kalemlerin arasında “kurşunkalem” şık durmuyor diye operasyon yapmış. Üzüldük. Bir araya gelip güçleneceğimize birilerinin bizi bölmesine seyirci kalıyoruz. Seçim öncesi “ekip” oluşumu normal ama sonrasını anlamadık yıllardır. Bizden geçti ama gençler “birleşmeli” ısrarla. Bir de CHP kongresi var. Basından izliyoruz, CHP’nin İl Başkanlığı için 3 aday yarışacakmış. Bi dostumuza sorduk “Melli rahattır” dedik. Aksini söyledi, sebep olarak ta 3 aday olmasını gösterdi. “Baykal vazgeçmediyse sorun olmaz” dedik. Karşı çıktı. 1991 seçimlerinde 2 aya yakın süre zamanın SHP Antalya Milletvekili Adayı Deniz Baykal ile gezdik. Aynı arabada köy köy dolaştık. Sadece kendisi değil, partiyi yakından tanıdık. Kimse bize martaval okumasın. Düşünün ki Büyükşehir’i alan, CHP’nin Genel Başkanı’nın memleketinde CHP il kongresi AESOB seçimi kadar ilgi görmüyor. Aha oraya geldik AESOB’a. “Oyum yok ama falancayı destekliyorum” cümlesi bizim değil. Ama bakıyoruz, bazı meslektaşlarımız taraf. Hem de “sosyal Demokrat” geçinenler. Kimsenin sevgi tercihine karışmayız. Kimse Abdullah Sevimçok’u kendisinden daha az sevdiğimizi söyleyemez. Ama Tolunay’a “artık git” diyen gazeteci arkadaşları anlayamıyorum. Hele işi “zemin ölçmek, fotoğraf oluşturmak” olan bir arkadaş yazarken öfke kusmuş. Keşke savunduğu siyasi görüşteki başkanlar üçüncü dönem adaylık açıklarken “yeter” diyebilseydi. Keşke bu yazıyı kaleme alırken o başkanların kaç parti etiketiyle karşısına çıktığını bi hesaplasaydı. Keşke hiç “keşke” diyecek yazı yazmasaydı. Sevgili kardeşim bir sen bir ben bir de bikaç saf adam… Değişmek zorunlu da dönmeyen kaldı mı? Kimi savunuyorsun sen…
|