Muhterem okuyucularım, sizlere yaratıldıktan sonra en büyük mesuliyet taşıyan biz insanların beynimiz dediğimiz, aklımız dediğimiz hem kendimizi idare etmeye hem etrafımızla beraber yaşamaya tam manasıyla katkısı olan beynimizden bahsedeceğim. Bütün hareketlerimizde bizleri yönlendiren, eğrisiyle doğrusuyla tatbikatını isteyen kafamızda taşıdığımız beynimiz olduğunu hepimiz biliyoruz. Ne yazık ki bu bilgimizi geliştirme ve mükemmel hale getirme şeklini, zamanını beynimize intikal ettirmediğimiz zaman boş bir kafanın varlığını maalesef insan olarak kabul edemiyoruz. Şöyle ki, tahsil dediğimiz ömrümüz boyunca başladığımız okullarımız bir çıraklık devresi, bir kalfalık devresi, bir ustalık devresi olarak beynimize intikal etmediği gibi okulu bitirmiştir ibaresini almak ve bir diplomaya sahip olmak hayat içerisinde tam manasıyla bir muvaffakiyet olduğunu hepimiz kabullenmekteyiz. Her ilmin bir öğrenme yaşı var. Bütün ilimler, bütün öğrenmeler hatta ezberlemeler tam yaşında beyne kayıt yapılırsa olur. Ondan sonraki beyin onun tatbikat anına geçileceği zaman diğer bugüne kadar öğrendikleri ile birleştirerek çözümünü yapar. Esasen beynin eğitimi ve ilköğrenim ön bilgisini ihtiyaçlar oluşturur. İhtiyaçlar arayışları, arayışlar çalışmayı, çalışma bu suretle neticeye varma ilimlerini, ilimler de evreni oluşturur. İşte yaradanın biz insanlara verdiği aklın varlık izahı en azından evreni ve içerisinde yaşadığımızı anlayabilmek ve anlatabilmek için o da ancak bu sanatlardan birini aklımızın erdiği kadar olanını öğrenip bilfiil yapma zahmetine katlanmamızla olur. İşte o zaman bu çalışmamızın maddi ve manevi cephesini nasıl kazanıldığını tatbikatı ile tamamen görürüz. Bakınız kazanmanın da iki cephesi oluşur, bizleri olgunlaştırır. Çünkü çalışmak genlerimizin hiçbirine uymadığına bazen zarar, bazen de kar ettiğimizi görürüz. Diğer yönüne bakacağımız zaman çoluğumuzun -çocuğumuzun rızkını yiyecek parasını kazandığımız için bütün bu olan olumsuz taraflarına katlanırsınız. Bu katlanma size hem bakmakla yükümlü hem de tanımadığınız yaratılmışlara yardım yaparsınız. Mesela veterinersiniz hayvanlara, ziraatçisiniz bitkilere, hepsini yazacak olursak evrende göremediğimiz, bilemediğimiz bütün sanatları yazmamız gerekir. O da bu sanatların bir bütünü oluşturduğunu sizlere öğretir. Böylece hiçbir sanatın bir diğerinden üstün olmadığını öğrenirsiniz. Diğer sanatlara akılınız ermese dahi onların da zorluğunu ve nasıl bir çabalarla başarıldığını öğrenirsiniz. Günlerce, yıllarca sanat eserlerinin mükemmelliği sizlere ilmin ne demek olduğunu işlemi olmayan faydası olmayan ilmin ilim olmadığını öğretir. Her ilmin niyet ve hevesten sonra ustaya, öğreticiye bağlılığı hürmeti, saygıyı sanat ilim öğrenmek için öğreticilerin ancak elleri öpülerek öğrenileceğini öğretir. Gerektiğinde sanatı öğrenmeniz anında haylazlılık yapmamanızı öğretir. Bazen sizin ve ilerde bu sanattan fayda göreceklere hile yapmamanızı bu sanatı öğrenip kötü işlerde kullanmamamızı tembih eder. Ve öğretirken de evladı gibi sevdiği sizlere hayatınız boyunca ne yaparsanız yapın, hangi sanatı, hangi işi görürseniz dosdoğru olmanızı, yalan söylememenizi öğretir. Allah için sizin gibi yaratılmışlara hizmet için yaratıldığınızı öğretir. Her işin kazanç tarafı bu dünyada mutlak yaşamanız için şart olduğunu her sanatın ikinci tarafını şimdilik göremediğimiz maneviyat içinde mutlaka yüzde yüz şart olduğunu öğretir. Bu güzel öğretiler bildiğimiz güzelliklerle bütün sanatlarla birlikte hayatın varlığını dünyamızın varlığı ile bütün dünyaların var olduğunu da öğretir. Bu kadar ilimlerin varlığı ile insanlar var olan evrende zerre kadar yaratılmışlara iyilik yapsa karşılığını göreceği gibi, zerre kadar da kötülük yapsa karşılığını mutlaka göreceğini öğrenir. Böylece yoktan var olmayacağını var olanın da hiçbir zaman yok olmayacağını ancak şekil değiştirdiğini öğretir. İşte beynimiz vücudumuzun gramaj bakımında düşündüğümüzde vücudumuzun yüzde ikisi ağırlığında olmasına rağmen doğumumuzdan ölümümüze kadar olan zaman birimini ve gelecek dünyamızı mutlaka düşünerek hareket etmemizi her iki dünyamızı bu dünyamızda yaşıyor şekilde hareket etmemizi sağlıyor. Burada şunu tekrarlamak istiyorum, küçücük sandığımız bu beynimizin, aklımızın robot şekilde hareket etmemesi için mutlaka beş duyumuzu çalıştırarak ve yapacağımızı kalbe intikal ettirdikten sonra hareket ettirirsek yaptıklarımız yaratılmışlara faydalarımızın varlığını hissetmiş oluruz.
Bu vesileyle 13-19 mart günleri arasında yapılan ‘’Beyin geliştirme’’ gününü de hatırlamış ve hatırlatmış olalım.
Saygılarımla.
Sevgili okurlarım, yukarıda bahsettiğim konuları bir köşeye sığdırmak elbette imkansız. Yaşam ve kainat üzerine düşüncelerimi yazdığım ‘’İnsan ve Kainat Üzerine Düşünceler ve Rüyaların Gücü’’ adlı kitaplarımı bir tanesi 7.00 TL’den imzalıyorum. Edinmek isterseniz Valilik arkasında Dost Müzik Evi’nde sizleri bekliyorum.