Ticari yaşamda birçok işveren, kendi eşini işyerinde sigortalı göstermektedir. Burada işveren eşinin de prim yatırılması suretiyle emekli olmasını amaçlamakta, ticari faaliyet devam ederken bir şekilde eşinin de primlerini ödemektedir. Kanunen işyerinde ücretsiz çalışan eş sigortalı olamamaktadır. Ancak eşe ücret ödeniyorsa ve bu kanıtlanabiliyorsa eş sigortalı sayılacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uygulamalarında “Eşin ücretsiz çalışmasının uyuşmazlık konusu olduğu durumlarda, bu çalışmanın yasal yardım görevinin gereği olup olmadığı ve günlük deneyimlere göre işin, ücret karşılığında yapılacak niteliğinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.” denmektedir.
Kurum denetimlerinde ya da ihtilaflı durumlarda eşin işyerinde çalıştığının kanıtlanması gerekmektedir. Eşin yapılan işe uygun bilgi deneyim ve eğitime haiz olup olmadığı araştırılmaktadır. Ancak eşe ödenen ücretlere ait bordrolar ve yasal defterlere kaydedilen işçi ücretleri eşin sigortalılığına en büyük kanıtlardır. Eğer eşe ödenen ücretler yasal defterlere kaydedilmemişse kurum eşin sigortalılığını geçersiz saymakta ve primler iptal edilmektedir. Yasa koyucu suistimali önlemek için eşe ödenen ücretlerin kanunen kabul edilmeyen gider olacağını ve kazançtan indirilemeyeceğini belirtmiştir. Aslında haksız bir uygulama olmasına karşın eşe ödenen ücretlerin ve primlerin gider yazılması engellenmiştir. Yasal uygulama, eşe ait ücret ve sigorta giderlerinin önce gider yazılması ve daha sonra da beyannamede kazanca ilave edilmesidir. Böylelikle yazılan giderler tekrar matraha eklenecek ve vergi kaybı doğmamış olacaktır.
Kurum uygulamalarında eşe ödenen ücretlerin yasal defterlere kaydedilmemesi durumunda işe giriş ve primler iptal edilmekte ve ayrıca her ay için asgari ücretin yarısı tutarında ceza kesilmektedir. Eşin sigortalılığına sadece defter ve kayıtlara bakarak karar verilmesi elbette ki doğru değildir. Kayıt ve defterlerde usulüne uygun şekilde çalışmış gösterilen eş gerçekte çalışmamış olabileceği gibi, gerçekte çalıştığı halde yasal prosedüre uyulmaması neticesinde sigortalılığı ve primleri iptal edilen ve üstüne her ay için ceza kesilen kişiler de olabilmektedir. O zaman sadece bir iki kıstasa bakarak karar verilmesi ve uygulanması yanlış neticeler doğurabilecektir. İhtilaf durumunda işveren eşinin ücretle çalıştığını farklı delillerle kanıtlamaya çalışacak, kurum ise iddiasına ek deliller bulmak zorunda kalacaktır.
Kanaatimce eşe ödenen ücretlerin gider olarak defterlere yazılmaması ve vergi dönem sonlarında kazanca ilave edilmemesi o kişinin sigortalılık vasfını değiştirmeyecektir. Ancak bu durumlarda gider yazılan ücretlerin kanunen kabul edilmeyen gider niteliği nedeniyle matraha eklenmemesi durumunda işverenler ceza ile karşı karşıya kalabileceklerdir. Sonuç olarak işverenin işyerinde ücretli olarak çalışan eşinin ücret bordrolarına imza atması, eğer 10 kişiden fazla çalışan varsa ücretinin bankadan yatması, ayrıca bu ücretlerin gider olarak kaydından sonra kanunen kabul edilmeyen gider olarak kazanca eklenmesi doğabilecek itilafları önleyecektir.