27.07.2010 |
Bugünkü sohbetimiz biraz bizi , yani Antalya Basını’nı ve bu sektörde görev yapan, muhabir, kameraman, montajcı, radyocu, dj, köşe yazarı, faal basın sektörünün içinde bulunan her meslektaşımı yakından ilgilendiriyor. Bu meslekte görev yapan herkes gibi olmasa da, zaman zaman otobüsle veya dolmuşla gitmem gereken yerler olabiliyor. Böyle durumlar oluştuğu zaman Basın mesleğinin bize verdiği hakkı kullanarak Sarı Basın kartımızla, onun olmadığı zamanlarda da Belediyenin bizler için tahsis ettiği otobüs ulaşım kartlarıyla yolculuk ediyoruz. Yıllar oldu binmemiştim otobüslere. Geçen gün bir dostumu ziyaretten dönerken hava çok sıcak olduğu için atladım bir belediye otobüsüne. Yanımda sürekli basın kartım olduğu için gösterdim şoföre ve yerime geçmek istedim. Şoför gayet sakin; ‘Pardon beyefendi, bu kartlar geçersiz’ demez mi? O kadar yolcu sanki bana bakıyordu. Hafifçe gülümsedim ve yaklaştım saygılı bir şekilde şoförün yanına. ‘Güzel kardeşim galiba ya yenisin, ya da bu kartları ilk kez görüyorsun. Bu kart Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü tarafından verilir. Yıllardır kullanırım ve ilk kez böyle bir saçmalık duyuyorum’ dedim. Şoför bu açıklamam üzerine bir an düşündü ve önündeki bir fotokopili listeyi uzattı bana. ‘Beyefendi ben anlamam. Bize ne verdilerse o şekilde hareket ediyoruz. Bana basın kartları konusunda kimse bir şey demedi’ demez mi?. Çok fazla uzatmak istemedim ve şoföre parasını uzatarak teşekkür ettim ve yerime oturdum. Yolculuk esnasında o gerginliğime en iyi gelen şey bu otobüslerin klima sistemleri oldu. Eskiden o otobüslerde ve dolmuşlarda yolculuk etmek gerçekten bir işkence olurdu ve sular içinde ulaşım yapardık. İşyerime gelene kadar terim soğumuştu ve bu da bir kazançtır diyerek büroya çıktım. Gazeteden içeri girer girmez aynı konuyu konuştuklarına şahit oldum personelimin. Durumu paylaştım ve kimlerle muhatap olmamız gerekiyorsa araştırın dedim ve konunun bir şekilde ilgililerin kulağına gitmesini, bilgilerinin olmasını söyledim. Zaman zaman otobüslerle basın mensupları ile şoförler arasında bu konuda yaşanan sıkıntıları dile getirdi Kubilay. ‘Sen daha ne gördün patron, bizler her gün bu sıkıntıyı çekiyoruz ve ilk kez bu sene böyle bir şey yaşıyoruz. Sanırım Basın kartlarının ve belediyenin basın mensuplarına tahsis ettiği kartların otobüs ve dolmuş şoförlerine iyi tanıtılmamasından kaynaklanıyor sorun. Konuyu gündemlerine almışlar ve hemen hemen her gün bu konuda toplantılar yapılıyor. Son kurban sen olmuşsun ve bizler, yani gazete çalışanları bu duruma alıştık’ deyiverdi. Kamu görevi yapan basın mensuplarının düştüğü bu durumu köşeme taşımamdaki en büyük etken Başbakanlık tarafından verilen basın kartlarının tanınmaması. Bırakın basın kartlarını bu sektörde görev yapan emekçilerin bu imkândan sonuna kadar yararlanması gerek. Günün neredeyse tamamı tetikte olan, görev icabı bir yerden bir yere gidişi her zaman özel arabasıyla olmayan çalışanların, gazetelerin tekerini çeviren emekçilerin hakkını şoförlere iyi ezberletin diye seslenmek istiyorum yetkililere. Bizler bu ülkenin sesi ve kulağıyız. En zor şartlarda kamuoyunu bilgilendirmek için üzerimize düşeni yapmaktan çekinmeyen gazetecileriz. Haklarımızı kullanırken de, haklarımızı kollarken de son derece saygılıyız. Bizlere küçücük bir destek olan otobüs ve dolmuş şoförlerini de çok seviyoruz ve onlarla artık tartışmak istemiyoruz. Sevgi, sağlık ve mutlulukla…
|