Geçtiğimiz haftaki ‘Artık bu son olsun’ başlıklı yazımdan sonra Basın Enformasyon Şube Müdürü Nilüfer Balkaya aradı ve hafta içinde Antalya Minibüsçüler Odası Başkanı Mustafa Gönenç ile yaptıkları görüşme konusunda bilgilendirdi.
Öncelikle Sarı Basın Kartlı gazetecilerin toplu ulaşım araçlarında yaşadığı sıkıntıların sona ereceğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Zira Balkaya, yapılan görüşmede gazetecilere bizzat Başbakanlık tarafından verilen Sarı Basın Kartının önemini Gönenç’e hem anlatmış hem de bunun yasal bir hak olduğunu belgeleriyle göstermiş. Gönenç’te konuya olumlu yaklaşarak, Sarı Basın Kartı örneklerini minibüslere asmaya başladıklarını söylemiş. Dolayısıyla Basın Enformasyon Şube Müdürlüğü ve Minibüsçüler Odası, olayı sahiplenerek sorunları büyük ölçüde ortadan kaltırmaya yönelik adım atmış oldular. Meslektaşlarım adına kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.
BASINDAN HABERLER.. BASINDAN HABERLER..
KENAN’I EVLENDİRDİK
Basın İlan Kurumu çalışanlarından Kenan Çakın arkadaşımız geçtiğimiz hafta içinde Derya Doğu ile dünyaevine girdi. Genç çiftlere ömür boyu mutluluklar diliyoruz
24 TEMMUZ ANISINA..
Basında sansürün kaldırılışının 102’nci yılı anısına 24 Temmuz Cumartesi günü Antalya Dedeman Otel’de “Ateş ve Su” konulu bir fotoğraf sergisi açıldı. Sergide Hasan Özkay fotoğraf yarışmasında ödül alan 2009 yılının en iyi fotoğrafları ile İHA Bölge Müdürü Cafer Eser arkadaşımızın savaş dönemlerinde çektiği sıcak görüntüler fotoğraf severlerin beğenisine sunuldu
BAYRAM GAZETESİ
Antalya Gazeteciler Cemiyeti, önümüzdeki Ramazan Bayramında her yıl olduğu gibi yine bayram gazetesi çıkarmayı düşünüyor. Özellikle işsiz kalan gazetecilerin katkılarının beklendiği gazete için önümüzdeki günlerde duyuru yapılacak.
CHECK-UP’I UNUTMAYIN
Antalya Gazeteciler Cemiyeti ile Medicalpark Hastanesi arasında gazetecilere yönelik “CHECK-UP” anlaşması yapıldı. 7 Ağustosa kadar geçerli olacak olan “CHECK-UP" tan yararlanmlak isteyen meslektaşlarımızın Medicalpark Hastanesinden (Aşkın AVCUOĞULLARI -0 530 5107719) randevu almak gerekiyor.
HAFTANIN FIKRALARI.. HAFTANIN FIKRALARI..
O BİÇİM RAHİP
Bir rahibe ıssız bir yerde yürürken adamın biri üzerine atlayıp onu çalılıkların arasına sürüklemiş ve tecavüz etmiş. Sonra da "Söyle bakalım..." demiş keyifle pantolonunun kemerini sıkarken.
"Şimdi Baş rahibeye ne diyeceksin?. ."
Rahibe, "Yolda yürüyordum, üzerime biri atlayıp beni zorla çalılıkların arasına götürdü ve beni iki kere becerdi diyeceğim.." demiş,
Adam şaşırmış,
"Ne ikisi?.. Bir yaa.. bir..!
Rahibe dudak bükmüş:
"Neden?.. yoruldun mu?..
ASLAN VE İNEK
Bir gün aslanla öküz beraber takılıp kafa çekmeye başlamışlar.
Aslan saate bakmış:
-Oooo çok geç olmuş benim gitmem gerek demiş.
Öküz:
-Otur işte daha yeni geldik biraz takılır gideriz demiş.
Aslan:
- Yok ben kalkayım demiş evde hanım merak eder şimdi demiş.
Öküz:
- Sen ki koskoca ormanların kralısın bütün hayvanlar senden korkar, sende hanımdan mı korkuyorsun deyince Aslan cevabı patlatmış:
- Öküzzzz beni evde bekleyende aslan, senin ki gibi inek değil.
KADININ FENDİ
Adam karısını arayıp “İhaleye hazırlanacağız, geç kalabilirim, beni merak etme!” bahanesi ile sekreterini yemeğe götürmüş. Yemek sonrası otele gitmişler. Saatlerce süren muhteşem bir beraberlikten sonra adam banyoda giyinirken aynada boynunda biraz önceki vahşi seksten kaynaklanan bir morluk oluştuğunu görmüş.. “Karıma ne söyleyeceğim?” diye panikleyerek tutmuş evin yolunu.. Ön kapıdan girince, evdeki köpek sevinçle üzerine zıplayınca adam köpekle boğuşur gibi yapıp bir eliyle boynunu tutarak kendini halının üzerine atmış. Biraz sonra yüzünde büyük bir acı ifadesi ile ayağa kalkmış, kendini şaşkın şaşkın izleyen karısına “Bak karıcığım köpek boynuma ne yaptı!” diye boynundaki morluğu göstermiş.. “Atalım evden bu hayvanı!” demiş karısı bluzunun düğmelerini koparırcasına açarak, “Bak.. Bak.. Benimde göğüslerimi biraz önce ne hale getirdi!..”
++++++++
Türkiye'nin en güzel küfür eden adamı...
Yıllar önce ODTÜ'de yaptığı bir konuşma...
Üç bin kişilik mimarlık amfisi tıklık tıklım dolu, hatta onu dinlemek için ayakta kalan onlarca kişi var...
Can Yücel konuşmaya şöyle başlar:
- Biz hiç bi bok olamadık!
Salondakiler bir anda neye uğradıklarını şaşırırlar. derin bir sessizlik kaplar ortalığı...
Salona gelmeden önce 3 bira ve yarım votka içmesine rağmen muhteşem bir konuşma yapar. Hiç şüphesiz bol küfürlü bir konuşma...
Söyleşinin soru-cevap kısmında ön sıralarda oturan hanım hanımcık bir kız öğrenci parmak kaldırıp can yücel'e şöyle sorar:
- Can bey, bizler şiirlerinizi ve düşüncelerinizi çok beğeniyoruz, size büyük bir saygı duyuyoruz ama konuşmalarınızda çok fazla küfüre ve argoya yer veriyorsunuz, küfürlü konuşmasanız olmaz mı?
Can yücel önce susar, sonra yavaşça doğrulur, o kocaman ellerini kürsünün üzerine koyup:
- Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur... küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir!.. deyince salonda müthiş bir alkış kopar.
Sonra tamamen ayağa kalkıp şöyle bitirir konuşmasını:
- Arkadaşlar bugün de çok kafa s.ktim!!!
xxxx
Can Yücel, vakti zamanda bir yazısında adamın birisine 'göt' dediği için dava açılmış.
Mahkemede Can Yücel şunu anlatmış:
Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler.
Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.
Köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler.
Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya.
Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. Neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder.
Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, 'biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey' felan der işte. Karşıdan doktor bişiler söyler.
Muhtar döner, ama arkasına: 'makattan verin dedi dohtor' der.
Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar felan, ama makat ne bilen yoktur yine.
Hasta ise giti gidecek, ateşler içinde kıvranıyo baya.
İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. Yine kimse aramaz istemez doktoru. Nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir: 'çok kızacak dohtor çok!' diye.
Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler yine. Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner:
'çok kızacak demiştim; g.tüne sokun dedi'
Yani işin aslı hakim bey 'bizim orada g.te g.t derler'
xxxx
Bir sergide ortada dolanırken, alımlı bir kadın heyecanla yanına gelir:
- Can bey, tanıştığımıza ne kadar memnun oldum anlatamam. Sizin en büyük hayranınızım.
Can Baba sırıtır:
- Demek öyle, yatalım o halde?
kadın küskün bir ifadeyle bozuk atar:
- Aşk olsun can bey!!
Can Baba cevaplar:
- Aşk da olacak elbet..
xxxx
Can Babaya bir mahkeme çıkışında soru soran gazeteci şu dörtlüğü cevap olarak alır:
'Ne yorum ne forum
Belki yarın konuşurum
öyle gitti ki durum
soru sorana korum'
xxxx
Bir televizyon programın da genç bir öğrenci soracak soru bulamadığından herhalde şunu sorar
- Hangi takımı tutuyosunuz?
Can baba cevap verir,
- Eşim ve ben genellikle benim takımlarımı tutuyoruz...
xxxx
Can Yücel'e sorarlar:
- Efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları?
can baba:
- Bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu..
- Peki sizinki ne tarafta?
- İleride daima ileride
xxxx
"Seke seke geldik.. S..ke s..ke gidiyoruz..." sözlerinin sahibi büyük şair Can baba, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder.
Aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı kıbrıs şehitleri caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar.
Yanındakiler de hemen aynı şeyi yaparlar.
Şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır.
Yanindakiler de sıra sıra yerde yatmakta, gökyüzüne bakmaktadırlar. Hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
- Baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
Ondan ulvi ya da şairane bir söz bekleyen vatandaş, aldığı cevapla şok olur:
- Çok sarhoşum .m.na koyim.