Malum mevsim yaz, okullar tatil, havalar sıcak. Antalyalılar evlerinin balkonu gibi gördükleri Konyaaltı’nı 7X24 tam versiyon kullanmadalar. Bir Antalyalı olarak ben ve ailemde buna dahiliz. Bu yaz sadece 2 kez indik. Doğrusu daha fazlası içimden gelmiyor. Nedeni mi? Kirlilik. Sadece kirlilik. Eskiden de olurdu kıyıda böyle yosun, pet şişe, meyve atığı filan. Zaten güzel yurdumda ne denir; “Karpuz kabuğu düşmeden denize girilmez.” Ama bu farklı bişey. Geçtiğimiz hafta sonu akşam saatlerinde gittik. Güneşte kebap olmasın çoluk çocuk diye. Kızımın ısrarı ile girelim dedik. Kendisi 8 yaşında, yüzmeyi tamamen öğrendi, derdi var, kıyıdan kurtulup benimle açıkta yüzecek. Ama hevesimiz kursağımızda kaldı. Kıyıdaki pislik şeridini aşıp açılmak mümkün değil. Her şeye rağmen denedik. Suya atladık, malum bölgeyi su altından geçme hesabı yaptım. Ama o da ne. Kafamı sudan çıkarıp gözümü açtığımda tam önümde en kanatlısından, en incesinden bir kadın pedi akşam sefası yapıyor. Şimdi bunun sorumlusu kim? Tabii ki pedi ile suya giren kişi. Nasıl önleyeceğiz? Kıyıya çaktığımız yasak tabelasına “kadınların ped ile denize girmesi yassak” mı yazacağız. Diyelim ki yazdık. Kontrolü nasıl yapılacak? O kadar tantanaya rağmen köpeklerini yüzdürenlerini, hatta donla denize girmeyi önleyememişsek bunu nasıl yapacağız. Şimdi bunu yazdık diye “Antalya düşmanı” ilan edilir, yerel yönetimlerin öfkesini çekerim üstüme, hazırım. Benim derdim yerel yöneticilerin sırf gelire dayalı “kıyı benim” kavgası değil. Benim derdim “plaj” hizmeti amacıyla kurulan tesislerin artık “eğlence merkezi” görüntüsüne bürünmesi değil, sözleşmeye aykırı olarak başkalarına kiralanması değil. Benim derdim, denizlerin korunması, “Dünya babamdan miras kalmadı, gelecek nesillerden ödünç aldık” anlayışı ile yaklaşılması. Burada rant hesabı yapanlar, buradan para kazananlar, bu sorumluluğu taşımalıdır. Cami tuvaletleri bedava oldu, sabun suya dönüştü, kağıt mağıt hak getire. Paralı tuvaletlerde hizmet devam ediyor. Madem bu denizden para kazanıyorsunuz, o zaman bu denizi bize temiz olarak sunmak, sürdürülebilirliğini sağlamak zorundasınız. Bu şartlar devam ederse o deniz yakında kokmaya başlar, o tesislere gelip şezlongda kiralanmaz, oturup yemekte yenmez, böylece hem tesisin geliri düşer hem tesisi kiraya verenlerin. Sosyal etkinliklerinize sponsor bulamazsınız ona göre. Büyükşehir mi yapar, Konyaaltı Belediyesi mi, kıyıyı işleten şirket mi, yoksa İl Özel İdaresi tüm Antalya sahili için mi bilemem. Ama birileri bu temizlik işine şimdiden el atmalı. Sizin çocuklarınızı bilemem ama benim ve ben gibi yaşayan insanların, özellikle çocukların bu sahile daha çok ama çok ihtiyacı var.
|